Kalbiselim Banner
ANASAYFA ZİYARETÇİ DEFTERİ                              
icons  Duyurular - Haberler
 

















icons   Makale Detay�
 
Tasavvufi İrfan
Tasavvufi İrfan
Prof. Dr. Süleyman Uludağ

Tasavvufun hem kelâm ilminden hem de felsefeden/ İşrakîlikten farkını göstermek için biri Tasfiye diğeri İstidlâl olmak üzere Hakk’a giden iki yolun mevcûdiyetinden bahsedilir, bu iki yoldan her biri ikiye ayrılarak yol sayısı dörde çıkarılır. Bunlar; “Tasavvuf”, “İşrakîlik”, “Felsefe” ve “Kelâm” yollarıdır.
Bir sûfînin tasavvuf mezhebinden ve tarîkatından başka bir mezhebe bağlanmasını sûfî ve müridlerin cehaletine bağlayan ve eleştiren Kuşeyrî, “Tasavvuf mezhebinin kuralları diğer tüm mezheplerin kurallarından daha kuvvetli, delilleri daha sağlamdır.” der ve ekler:
“İnsanlar/ ulemâ ya nakil ve eser (selef) yolunu tutar, veya akıl ve fikir yolunu. Sûfîlerin pîrleri bütün bunları aşmışlardır. Ötekiler için gaib olan bunlar için açıktır. Başkalarının elde etmeyi amaçladıkları mârifetler Hak Teâlâ tarafından bunlara verilmiştir. Bunlar ehl-i visâl/ vuslat ehli (vâsıl, eren), ötekiler ehl-i istidlâl’dir. (Kuşeyrî, Risâle, s. 732) Görülüyor ki Kuşeyrî Müslüman ulemâsını Selefiye, Kelâmiye ve Sûfîye diye üçe ayırmakta, sûfîlerin üstünlüğünü vurgulamaktadır. Gazalî el-Munkiz’de manevî ve ilâhî hakîkati araştıranların dört zümre olduğunu söyler: “Kelâmcılar, Filozoflar, Bâtınîler ve Sûfîler”. Ona göre en doğru yolda olan sûfîlerdir. Hakîkati keşf için tutulan nazar/ istidlâl ehlinin yolunu ise sûfîlerin tuttukları “Tasfiye” yolunu mukayese eder. ( ihya III, 17,20)
Verilen örneklerde tasavvufun İslâm’daki yerini tesbit için Hadis, Fıkıh ve Kelâm ilimleriyle mukâyese edildiğini göstermektedir. Böyle bir karşılaştırmaya (dörtlü sınıflandırmaya) daha önce rastlanmamaktadır. Bunun sebebi Felsefenin giderek İslâm toplumunda varlığını daha fazla hissettirmesi ve belli çevrelerde belli ölçüde meşrûluk kazanmasıdır.
Taşköprülüzâde şöyle der: “Ebedî mutluluğa ancak ilim ve amelle ulaşılır, bu ikisi birbirinin hem sebebi, hem de sonucudur. Güzel işler yapanın kalbine elbette ki bilâ taab ve nasab zülâl-i ulum-ı nazariye dahi tam olarak akar. İyi bir şekilde ilim tahsil eden de bu bilginin gerektirdiği güzel işleri yapar. Bu iki tarîkten biri “Tarîk-i İstidlâl – Tarîk-i Nazar”, diğeri ise “Tarîk-i Müşâhede ve Tarîk-i Tasfiye”dir. Biri ulemânın diğeri de sıddîkların/ sûfîlerin yoludur. Bazen bu yollar aynı yere çıkar. Bir kişide iki yol birleşirse o kişi mecmâ’u’l- bahreyn (iki denizin birleştiği merkez, nokta) olur. Bu durumda bahr-ı istidlâl ile bahr-ı müşâhede veya bahr-ı ilimle bahr-ı irfân veyahut bahr-ı şehâdetle bahr-ı gayb onda birleşmiş olur. Bunlardan biri Halilullah’ın, diğeri Habibullah’ın tarîkidir. (Mevzuâtu’l- Ulûm, I/110) Biri nazar diğeri tasfiye tarîki olmak üzere iki tarîk vardır. “Tarîk-ı Nazar’da dahi bir mertebe vardır ki, Tasfiye Tarîkine karib ve ona muttasıldır, bunun ucu onun ucuyla birleşir, bu mertebeye “Tarîk-ı zevk” veya “hikmet-i zevkiye” denir. Sühreverd-i Halebî bu mertebeye ulaşanlardandır. (Mevzûâtu’l-Ulûm, I/337) Görülüyor ki İslâm’da İşrâkî Felsefe’nin kurucusu ve temsilcisi olan Sühreverdî nazar yolundan giderek belli bir menzilde sûfîlerle birleşmiştir. İşrâkîlikte sûfîlerin keşfi kadar kelâmcıların nazar ve istidlâline, filozofların burhân ve mantığına da önem ve değer verilir. İşrâkiye ulemasından biri demiştir ki, “Sûfîler tâifesinin dahi sülûk ve riyâzeti, ve kat’ı merâtip ve derecâtı mantık kâideleri üzerine dâirdir.” (Mevzûâtu’l-Ulûm, I/312) Gerçi Hâris Muhâsibî gibi bazı ilk sûfîlerde, henüz sünnîler kelâm ilmini benimsemeden evvel bu ilme bir yöneliş vardı, bu durum onların tasavvufî meseleleri rasyonel bir tarzda tahlil etmelerine imkân veriyordu. Mu’tezile kelâmcılarının yöntemlerini kullandıkları için selefîler tarafından da eleştiriliyorlardı. Ama buna rağmen ilk sûfîler Aristo’nun surî mantığına tamamıyla yabancı idiler. Gazalî’nin Aristo mantığını İslâm ilimlerinin temeli haline getirmesi ondan sonraki sûfîlerin bundan etkilenmelerine yol açmıştır. İşrâkîlikte bunu açık olarak görmek mümkündür.
Kâtip Çelebi’ye göre felsefedeki İşrâkiye İslâm ilimlerindeki tasavvufa, tabiî ve ilâhî hikmet ise kelâm ilmine benzer. Nefs-i nâtıka için en yüce mertebe ve en büyük mutluluk mebde ve mead hakkında bilgi edinmektir. Biri nazar ve istidlâl, diğeri riyâzet ve mücahede olmak üzere bunun iki yolu vardır. Birinci yolu tutanlar eğer bir peygambere tabi olur ve onun dinine bağlanırlarsa kelâmcılar, aksi halde Meşâî Filozofları adını alırlar. Aynı şekilde ikinci yolu tutanlar da eğer bir peygambere uyar ve dinine bağlanırlarsa sûfîler, aksi halde İşrâkî Filozofları adını alırlar. Böylece her iki yolun iki farklı zümresi bulunduğundan zümre sayısı dört olur. (Keşfu’z- Zunûn, I/53, 677) Bu dört sınıflandırmada tasavvuf yolunun bir yandan Kur’an ve hadisle, diğer yandan felsefe ile olan ilişkisi ve bağlantısı açıkça gösterilmiştir.
Hâris Muhâsîbî, Hakim Tirmîzî ve Ebu Tâlib Mekkî gibi sûfîlerin eserlerinde tasavvufî meseleleri tahlil edip felsefesini yaptıkları bilinmektedir. Buna “Tasavvuf Felsefesi” denilmektedir. Müslüman sûfîlerin manevî tecrübelerinin ve düşüncelerinin ürünü olan bu “Felsefe” üzerinde dış tesirler ya yoktur veya fark edilmeyecek kadar az ve önemsizdir. Bunun için de Tasavvuf Felsefesi özgündür, buna “Tasavvufî Hikmet” veya “Tasavvufî İrfân” demek de mümkündür.
Gerek Eflâtun’un, gerekse Platon’un felsefelerinin Müslüman filozofları etkilediği bilinmektedir. Farabî, İbn Sînâ ve İbn Tufeyl gibi Müslüman filozoflarda bu tesir açık olarak görülmektedir. Platonik ve Neoplatonik felsefelerden gelen mistik eğilimler, etkiler ve unsurlar adı geçen Müslüman filozofların eserlerinde kendini göstermiş ve buna da “Felsefî Tasavvuf” yada “İşrâkiye” denilmiştir. Evrensel ve beşerî bir olgu olmaları itibariyle Sûfîlik’le İşrâkîlik (İlluminisme) arasında temel unsurlar itibariyle bir benzerlik varsa da asla bir özdeşlik yoktur. Fakat İşrâkîliğin bazı tasavvufî hareketleri ve sûfîleri derinden etkilediği de bir gerçektir. Bu etki bazı sûfîlerle sınırlıdır, genel değildir. Özellikle ilk sûfîlerde böyle bir etki söz konusu değildir.
İslâm’daki İşrâkiye ve İşrâkîler bir yandan İbn Sinâ, Sühreverdî, İbn Tufeyl gibi filozoflara, diğer yandan Bayezid Bistâmî, Ebu Sâid-i Ebu’l-Hayr, İbn Arâbî, Abdurrezzâk Kâşânî, Dâvud-ı Kayserî, İbn Fârız ve Mevlânâ gibi mutasavvıflara dayanırlar. Bu hareket bütün İslâm dünyasında, özellikle Osmanlılarda etkili olmuştur.
Şiî İran’da bazı âlim ve düşünürlerin üzerinde durdukları ve geliştirdikleri, lâkin diğer bazı Şiî ulemâsının kabul etmediği ve reddettiği “İrfâniye”, Tasavvuf – İşrâkîlik karışımı ve mistik karakterli bir felsefedir. İrfânîlikte tarîkat ehlinin anladığı ve uyguladığı anlamda şeyhin gözetim ve denetiminde belli kuralları bulunan bir seyr ve sülûk yoktur
Bu yazı, 199 kez okundu                     Bu makaleye yorum yaz
Bu yazı için yazılan yorumlar:
0 yorum var.

Yazarın Diğer Yazıları

icons   İzleti - Video
 
icons   Klasik Eser Tanıtım
 
icons  Klasik Eser Tanıtım
 
icons  Yazarlarımız
 
Prof. Dr. Süleyman Uludağ
Prof. Dr Mustafa Kara
Prof. Dr. Mehmet Emin Ay
Yrd. Doç. Sezai Küçük
Prof. Mahmut Erol Kılıç
Tuğrul İnançer
Mustafa Demirci
Prof. Dr. Mehmet Demirci
Sadık Yalsızuçanlar
Tarık Velioğlu
Kalbiselim Editör
icons   Tavsiye Linkler
 
Tasavvufi Siteler
   • Dinimiz İslam
   • Fisaret.net
   • İslam Kent
   • İslam Sayfasi
   • İslam ve Hayat
   • İslami Site
   • İslamiyet
   • mollacami
   • sevde
   • Sorularla İslamiyet
   • Tasavvuf Alemi
   • Tasavvuf Dergisi
   • Yenidünya Dergisi
Haber Siteleri
   • Boyut Haber
   • Haber Alemi
   • Haber10
   • Haber7.com
   • Samanyolu Haber
   • Tgrt Haber
Eğitim
   • Çınar Koleji
   • egitim.gov.tr/
   • Eğitim
   • Eğitim Sitem
   • Mavikuş Çocuk Yuvası
   • Milli Eğitim Bakanlığı
   • Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merk.
Hizmet Kurumları
   • Gülbaba Eğitim ve Dayanışma Derneği
   • İ.H.H
   • idsb
   • Safa Vakfı
   • tgtv
   • Veren El Derneği
Teknoloji
   • alisverisci
   • Düzey Bilişim
   • Shift Delete
   • Teknoloji ve Bilim
   • Yeni Bu
icons   Namaz Vakitleri
 
Diyanet İşleri
Başkanlığından Alınan İl İl Namaz Vakitleri

icons   3D Cami Erankoruyucu EXE
 
icons  Foto Galeri
 
Copyright © 2007 - 2008 ABY WEB HİZMETLERİ
Bu sitedeki görsel ve yazılı verilerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.