Gönül Ferman Dinlemez
Tuğrul İnançer
Ömer Tuğrul İnançer 1946'da Bursa'da doğdu. Orta tahsilini Bursa'da tamamlayıp İstanbul Hukuk Fakültesini bitirdi. Yirmi yıl kadar muhtelif şirketlerde müşavir-avukatlık yaptıktan sonra 1991 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğunda Sanatçı-Müdür olarak çalışmaya başladı.
Çeşitli radyo ve televizyon programlarında misafir sanatçı ve konuşmacı olarak yer almış olup, bir çok yurtiçi ve yurtdışı konserlerde müzik faaliyetlerinde bulundu. Tasavvuf konularında çeşitli makaleleri bulunan sayın İnançer ile yaptığımız bir sohbeti arz ederiz:
Türk milleti, yüzlerce tarikat varken neden mevlevîliğe karşı bu kadar talebkardır? Hz. Mevlana'da bu milleti etkileyen esbab-ı mucize nedir?
İnançer: Neden Mevlevîliğe karşı bu kadar talebkar olunduğunu zannediyoruz? Mevleviliğe karşı talepkar olunması ayrı bir özellik olarak görülmemelidir bence. Şu bakımdan söylüyorum: İstanbul'u ele alırsak, İstanbul'da 364 tane tekke var. Bu dergahların sadece 5 tanesi Mevlevi, diğer 359 tanesi sair tekkelere ait. Dolayısıyla Mevleviliğe karşı Türk milletinin özel bir talebi var şeklindeki bir tespit yanlıştır. Sadece son 50 senedir ayini yapılan kıyafetiyle, musikisiyle, sikkesiyle, tennuresiyle, semasıyla… Bunlar görüldüğü için ve bütün tarikat ayinleri de aslında aynı olduğu içindir. Göz cemal ister meselesinden dolayı, gözle birleştiği için bu hal, daha da serbest olduğu için insanlar buna daha çok geliyorlar. Acaba kanun müsait olsaydı bir başka salonda başka ayinlerin yapılması imkanı olsa idi, ne olurdu. Bütün tarîkat âyinleri mânâ ve mahiyette aynıdır, zuhûrları değişiktir. Görünürde Mevlevîlik olunca ilgi oluyor. Meselâ neden bu kadar tarîkat varmış geçmişte? Yukarıda demiştik yalnız İstanbul'da 364 tane tekke var.
Hz. Mevlana'da bu milleti etkileyen esbab-ı mucibe veya mucize: Son 10-15 senedir yazılan kitaplardan önce, tasavvuf ekolleri hakkında Türkiye'de kitap yoktu. Latinize kitap yoktu. Eski Türkçeyi de ahalimiz bilmiyordu. Bir kaç tane Türkiyat mezunu insan biliyordu. Dolayısıyla Hz. Mevlana da netice itibariyle bir tasavvuf büyüğüdür. Tasavvuf o kadar gönülleri okşayıcı o kadar yüksek bir müessesedir ki onunla ilgili konuşulan, dinlenilen, meşgul olunulan her şey adamın gönlünü okşar. Dolayısıyla da bugün Hz. Mevlana hakkında yazılmış çok kitap varken, onun bu ayinleri böyle güzel izlenebiliyorken gayet tabi insanlar buna geliyorlar. Yani bugün Türkiye'de tekke ve tarikat yasaktır ama bu bir gönül müessesi olarak kimse yasaklayamaz. Çünkü gönül ferman dinlemez. Ha ayinini yapmak teşkilatını yapmak filan yasak zaten. İnanç olarak böyle bir yasak zaten yok. Eğer konuşma imkanı olsa, Konya'ya gelen insanların bir kısmının başka tarikatlara mensup olduğunu da zaten biliriz. Burada bir incelik daha var. Bütün turuk-ı aliyyede Hz. Mevlana bir aşk sembolü olarak daima yüksek bir saygıyla anılır. Zaten bütün Piran-ı ikram hazeratı öyledir ama yani sembolleşmiş isimler vardır. İşte "terk" de İbrahim Ethem,"irfan"da Bayezid-ı Bestami, "zühd-ü takva"da Cüneyt-i Bağdadi, "himmet" te Abdülkadir-i Geylani, "aşk"ta da Hz. Mevlana. Bunlar sembolleşmiştir. Tarikatı bir akrabalık bağıntısı olarak görürsek, senin baban Hazret-i Albülkadir ise amcanda Hazret-i Mevlana'dır, amca baba yarısıdır, ancana saygı göstermezsen evvela babana saygısızlık yapmış olursun. Ayrıca ehl-i tarik sevgi dolu bir gönle sahiptir, sokaktaki lâlettayin insanı bile severken bir büyük piri sevmemesi mümkün değil. Dolaysıyla Hz. Mevlana'da bu kadar çok kalabalığın sebebi herkesin Mevlevi olmasından kaynaklanmamaktadır.
30 Kasım 1925 tarihinde tekke ve zaviyelerin kapatılaması ile mevleviyye tarikatı da feshedildi, size göre kurunun yanında yaş da mı yandı, yoksa mevlevi tarikide ajan yatağı ve fitne kazanına karışmış mıydı?
İnançer: Bana sorarsanız kuru yoktu ki yaş yansın. Siyasi kararlar ilmi olarak irdelenemezler. Doğrudur yanlıştır, denemez. Siyasidir, siyasetçiler konuşur. Bizi işimiz siyasetle değil. "...mevlevi tarikide ajan yatağı ve fitne kazanına karışmış mıydı?" Böyle bir kabulü, kabul etmem mümkün değil.
Bu yazı, 273
kez okundu Bu makaleye yorum yaz